H.T.EGiTiMKOÇU NEDEN ÖFKELENiYORUZ?

2014-03-15 23:46:00

                          NEDEN ÖFKELENiYORUZ? Bir felaketin ardından insanları öfkelendirebilecek pek çok neden vardır. Bunların çoğu da anlaşılabilir, hak verilebilir nedenlerdir. Afet bölgesindeki bir insanın hayatındaki güvenlik ve rahatlık duygusu sarsılmıştır. Yaşamları müthiş bir biçimde değişmiştir. Neredeyse her koşula yeniden uyum yapmaları gerekmektedir ve söz konusu koşullar hiç de kolay değildir. Siz onların öfkelerinin altındaki bu nedenleri ne kadar iyi anlarsanız, duruma o kadar iyi hakim olabilirsiniz. Afeti yaşamış bir kişi: • Yakınlarını/evini/eşyasını/umudunu/vb. kaybetmiş olabilir.  • Yiyeceği ya da parası olmayabilir.  • Rahatlık açısından normalin çok altındaki yaşam koşullarında yaşıyor olabilir.  • Kendini güvencede hissetmiyor olabilir.  • Yakınlarının durumlarından endişe ediyor/onların sorumluluğu altında ezilmiş olabilir.  • Kendisine sunulacak yardımlar gecikmiş/kendisi yardım alma konusunda zorlanıyor olabilir.  • Yanlış bilgilendirilmiş olabilir.  • Diğer kişiler tarafından kendisine saygısızca ya da haksız biçimde muamele edilmiş olabilir.  • Bazı yardımlardan/desteklerden yoksun bırakılmış olabilir.  • Uykusuz kalmış olabilir.  • Kronik biçimde yorgun ve tükenmiş olabilir.  • Ailesinde ve evliliğindeki ilişkiler gerginleşmiş olabilir.  • İşsiz kalmış olabilir.  • İş yükü fazlasıyla artmış olabilir.  • Aşırı alkol ya da ilaç tüketmiş olabilir.  • Aşağılanmış olabilir.  • Onuru kırılmış/haklarına tecavüz edilmiş/ “insan yerine konmamış”olabilir.  • Kendisini kimsenin anlamadığını düşünüyor olabilir.&nbs... Devamı

HANDAN TUNAY H.T.EGiTiMKOÇU DiSKALKULi NEDiR?

2014-03-15 23:08:00

Diskalkuli Nedir? Bu terim, matematikle ilgili hayat boyu sürebilecek geniş bir bozukluklar yelpazesine ait olmaktadır. Matematikle ilgili bozukluklar tek bir çeşit olmayıp, zorlukları da kişiden kişiye değişmekte ve kişileri gerek okulda gerekse hayatları boyunca değişik biçimlerde etkiler. Diskalkulinin etkileri nelerdir? Matematikle ilgili bozukluklar ne kadar farklı olabiliyorsa, bunların kişinin gelişimindeki etkileri de o kadar değişik olabilmektedir.Örneğin, dil gelişimi ile ilgili sorunu olan birinin karşılaşacağı matematikle ilgili zorluklar, görsel- mekansal ilişkilerle ilgili problemleri olan insanlarınkilerden farklı olacaktır. Olguların hatırlanması ve adım adım giden işlemlerin doğru sırada akılda tutulması konusunda problem yaşayan kişi ise çok daha farklı matematiksel zorlukların üstesinden gelmek zorunda kalacaktır. Erken çocukluk: Sağlam bir matematik temeli inşa edebilmek, pek çok değişik beceriyi içermektedir. Öğrenme zorluğu yaşayan küçük çocuklar sayıların anlamını öğrenmek (sayı kavramı), nesneleri şekil, biçim veya renge göre sıralamak; grupları ve kalıpları tanımak; büyük/ küçük veya uzun/ kısa gibi kavramları bulabilmek türünden zorluklar yaşayabilirler. Bu çocuklar için ayrıca, saymayı öğrenmek, sayıları tanımak ve sayılarla çoklukları eşleştirmek de zor olabilir. Okul dönemi çocukları: Matematik öğrenmesi sürdüğü sürece, dil süreciyle ilgili sorunları olan okul dönemi çocukları, toplama, çıkarma, çarpma ve bölme işlemlerinin kullanıldığı temel matematik problemlerini çözmekte zorluk yaşayabilirler. Temel matematik olguları (zamanla ilgili tarifeler gibi) hatırlamak ve hatırda tutmak için çok uğraşmak zorunda olup; bilgilerini ve becerilerini matematik s... Devamı

H.T.EGiTiMKOÇU SINAV KAZANDIRAN ALTIN ÖGÜTLER

2014-03-12 05:34:00

SINAV KAZANDIRAN ALTIN ÖĞÜTLER •Kendinize güvenin. • Başarınızın farkında olun . • Yeterince çalışın . • Rekabete girmeyin . • Kendinize ayıracağınız vakitler olsun . • Kazanamazsam "........." olur gibi felaket senaryolarını düşünmeyin . • Kendi kapasitenizin farkında olun . •Yeterince uyuyun spor yapın ve düzenli beslenin . • Tv ve bilgisayara olabildiğince az zaman ayırın . • Sizi dersten alıkoyan faktörleri tespit edin ve geçici olarak onlardan  uzaklaşın. • Yaptığınız fedakarlığın geri dönüşünün size olacağını unutmayın . • Kaygılı arkadaşlarınızla olabildiğince az görüşün . • Dikkat eksikliği ve sınav kaygısı gibi sorunlar fazla ise mutlaka bir  uzmana başvurun. • Başka alternatif yok düşüncesinden kaçının . • Yeterince çalışıyorsanız suçluluk ve yetersizlik duygularına girmeyin. • Fiziksel yorgunluğun aşırıya kaçmamasına dikkat edin. • Sınava çalışmayan arkadaş çevresinden uzak kalmaya çalışın . • Evde uygun olmayan çalışma ortamları varsa önce ailenizle konuşun . • Kolay ulaşılan ve uzun zaman harcanan kitle iletişim araçlarından uzak  kalın . *Ve en önemli problemlerden biri de konu ve sorulara odaklanma...Peki, odaklanma sorunu nasıl aşılır?* -Rahat giysiler giymelisiniz. Giysilerin sınav sırasında seni meşgul  etmemeli. -Endişelenmemelisiniz. Unutmayın ki sınava gereği gibi hazırlandınız. -Daha önceden var olan sınav cevaplama sisteminizi sınav anında  değiştirmemelisiniz. -Yanınızda bir saat bulundurmalısınız. -Soruları kendi fikri... Devamı

H.T.EGiTiMKOÇU iLETiŞiM VE ÖĞRENME iLKELERi

2014-03-06 05:50:00

                       İLETİŞİM VE ÖĞRENME İLKELERİ  1.Kaynak ve alıcı arasında iletişim kurulabilmesi için kaynağın göndereceği mesajın,alıcının duyu organlarından hiç olmazsa birini etkileyebilecek sembollerden oluşması gereklidir. 2.Mesajı alıcıya ulaştıracak iletici araç ya da yöntemlerin, alıcının duyu organlarından hiç olmazsa birini etkileyecek olanlar arasından seçilmesi gereklidir. 3.Mesajın alıcı tarafından anlaşılabilmesi için kaynak, mesajını alıcının çözebileceği,yani önceden öğrenmiş olduğu sembollerden yapılmış şifrelerle kodlanmış olmalıdır. 4.Kaynak ve alıcı birbirleri ile ilgili ne kadar çok bilgi sahibi iseler,aralarındaki iletişim o kadar iyi ve verimli olur. 5.Kaynak ve alıcının konuyla ilgili ortak yaşantı alanları ne kadar büyükse, aralarındaki iletişim o kadar verimli olur. 6.Kaynağın kendisi, alıcısı ve ileteceği konu ile ilgili bilgisi ne kadar çoksa,iletişim o kadar iyi olur. 7.Kaynağın kendisine,alıcısına ve ileteceği konuya karşı tutumu ne kadar olumlu ise,iletişim o kadar iyi olur. 8.Kaynak ve alıcının iletişim yetenekleri(uyarıcıları alma,algılama ve yanıtlama süreçlerini yürüten duyu organları,sinir,kas ve iç salgı sitemleri) ne kadar iyi gelişmişse,aralarındaki iletişim o kadar iyi olur. 9.Kendisi için yeni olan ya da geçmiş yaşantılarını oluşturmuş olanlara ters düşen uyarıcılar,alıcının dikkatini daha çok çeker. 10.Bilişsel kapasitenin sınırlarını aşmayan karmaşıklıklar alıcının dikkatini çeker. 11.Çok basitlik,aşırı düzenlilik ve tam simetri ilgiyi azaltır,biraz asimetri ve bir parça karmaşıklık ilg... Devamı

H.T.EGiTiMKOÇU DERS ÇALIŞMANIN EN DOĞRU SIRALAMASI NASIL?

2014-02-28 05:36:00

     DERS ÇALIŞMANIN EN DOĢRU SIRALAMASI NASIL? A- DERSTEN ÖNCE UYULMASI GERKEN İLKELER: 1. Her öğrenci kendi çalışma ortamına göre bir çalışma planı hazırlamalı ve bu plana mutlaka uymalıdır. 2. Çalışma metodunu dersin özelliğine göre seçmelidir. (Okuma, not tutma, anlatım, tümden gelim, tüme varım gibi) sayısal dersler çalışırken mutlaka metodu olarak yazarak çalışma metodu uygulanmalıdır. 3. Ders çalışmaları mutlaka belli bir yerde sakin bir ortamda bir masa üzerinde yapılmalıdır. 4. Hemen her derste bütün konular çalışılmalı, konular arasında önemli önemsiz ayrım yapılmalıdır. 5. Ders araç ve gereçlerini çalışmaya başlamadan önce hazırlamalı, unutulmamalıdır ki araç ve gereç ihtiyacı olduğunda temin edilmeye çalışılırsa hem zaman kaybına hem de dikkat dağılmasına neden olur. 6. Çalışmaya psikolojik olarak hazır olmayan kişi problemlerinden kendisini soyutladıktan sonra çalışmaya başlamalıdır. 7. Öğrenmeyi aralıklarla yapmalı, bu aralıklarda dinlenmeyi, gezinti, söyleşi, müzik ile yapılabilir. 8. Çalışkan konu kendi başına bir bütün değilse, geçmiş konular gözden geçirilmelidir. 9. Sözel dersler çalışılırken ana düşünceleri dile getiren anahtar kelime ve cümleler tespit edilmeli gerekirse renkli kalemle altları çizilmelidir. 10. İşlenecek konu dersten önce çalışılmalı, anlaşılmayan yerler tespit edilerek derse girilmelidir. 11. Ders çalışılırken motive olunmalı, televizyon karşısında veya yatarak çalışmanın etkinliğini azaltacağı unutulmamalıdır. 12. Düzenli bir defter tutma alışkanlığı kazanılmalı. Tükenmez kalem yerine kurşun kalem kullanmaya özen göstermelidir. 13. Çalışırken... Devamı

H.T.EGiTiMKOÇU AiLE BAŞARIDA NE KADAR ETKiLiDiR

2014-02-28 03:34:00

AİLE BAŞARIDA NE KADAR ETKİLİDİR ( Anne-Babanın rolü)  Paylaşımcı ebeveyn modeli içerisinde bir rol paylaşımı, ailenin gencin başarısındaki etkisini mutlaka arttırır.Ne kadar önemlidir sorusuna verilecek cevap çok önemlidir cevabıdır. Öncelikle aile öğrenciye veya gence moral ve isteklendirme desteğini aşırıya kaçmadan sürekli vermelidir.  Morali yüksek tutmanın yolu ve yöntemi bireysel özelliklerle alakalıdır. Hangi bireyin moraline ne yükseltir ne motive eder onu en iyi bileceklerden biri de ailesidir. Aile bireyleri bu konuda ortak strateji geliştirmeli hani biri moral vermeye çalışırken, biride çok gaz vermeyelim şeklinde değerlendirmeyle sonuçlanmamalıdır. Gençlerin moral motivasyonlara ihtiyacı olduğu gibi tabi ki gerçeklerle yüzleşmeye ihtiyaçları vardır.   Aile çocuklarla sonuçları paylaşırken bile daha çok yönlendirici olmalı, yargılayıcı veya kınayıcı olmamalıdır. Sonuçlar her zaman ailenin tüm fertlerinin istediği gibi gitmeyebilir. Olumlu sonuca sevinmeyi bildiğimiz gibi, olumsuz durumu yönetmeyi bilmeliyiz. Sonuçlar ve krizler yönetilmek içindir. İyi bir kriz yönetimi stratejiniz yoksa ders çalışmayı bırakmış bir gençle hemen çatışma zemini oluşturarak sonuca gitmeye çalışmamalı beklide sebeplerinin incelemelidir. Sebepleri bulunduktan sonra mutlaka anlamlı bir yol haritası çıkarılmalıdır.  Her öğrencinin yanlış yapma ve velilerinde esneme durumlar söz konusudur. Ailelerde gençlerde bu süreci zorlamamalıdırlar. Önemli ve zorlu bir dönem yaşandığı gerçeğinden hareketle hem ergenlik dönemlerinde hem de sınav gerçeğiyle karşılaşıldığı zaman aile “acil eylem planı” yapmalıdır. Nedir bu acil eylem planı; bu plan birlikte yaşam alanlarının ... Devamı

H.T.EGiTiMKOÇU AiLELERiN SINAV SÜRECiNE KATILIMININ ÖNEMi

2014-02-28 03:26:00

                                                             AiLELERiN SINAV SÜRECiNE ETKiN BiÇiMDE KATILIMIN ÖNEMi Son yıllarda eğitim anlayışımızda belirgin bir değişiklik ve yenilik olmuş, ailelerin eğitim sürecine etkin biçimde katılımı gittikçe daha önem kazanmaya başlamıştır. Ülkemizde de ‘eti senin kemiği benim’ anlayışı son yıllarda değişime uğramakla birlikte henüz aileler okulların ve eğitim sürecinin etkili öğeleri haline gelememiştir. Çocukların eğitim ortamındaki gelişiminde bugün kabul ettiğimiz en temel ilkelerden biri öğretmenlerin, öğrencilerin, idarecilerin ve ailelerin bu süreçte hep birlikte yer alması ilkesidir. Çocukların okul ortamında kazandıkları becerilerin ev ortamında pekiştirilmesi ve geliştirilmesi, okul-ev tutarlılığının sağlanması ve ailelerin okul ortamının ve etkili bir öğesi haline gelebilmesi bugün eğitim sürecinin temel hedeflerinden biridir. AİLE KATILIMININ TEMEL GEREKÇELERİ Ailelerin eğitim sürecinde etkili bir biçimde yer almasının çok temel gerekçeleri vardır: *Bunlardan en önemlisi, anne babaların çocuklarıyla en yoğun iletişim içinde olan bireyler olmalarıdır. Eğitim sürecinde ve çocukların gelişiminde anne babaların gözlemlerinden ve görüşlerinden yararlanmak çocukların gelişimini kolaylaştırıcı bir anlam taşımaktadır.  Başarılar dilerim. *Toplumumuzda, genel olarak bakıldığında, özellikle annelerin eğitim düzeylerinin alt düzeyde olması onların çocuklarına gerek ev ortamında çeşitli becerileri kazandırmalarına gerekse okuldan beklenen akademik katkılara yeterince cevap verememelerine yol a&... Devamı

H.T.EGiTiMKOÇU ETKiLi AKILDA TUTMA YÖNTEMLERi

2014-02-24 10:04:00

ETKİLİ AKILDA TUTMA YÖNTEMLERİ   Öğrencilerin öğrendiklerini unutması diye bir şey söz konusu değildir. Beynimiz sonsuz sayıdaki bilgiyi saklamaya, gerektiğinde kullanmaya uygun bir organdır. Ancak bunun tek bir koşulu vardır. Bilginin ezberlenmeyip öğrenilmiş olması gerekmektedir. Etkili akılda tutma yöntemlerine geçmeden öğrencilerin konuları kesin unutması nedir, buna bakalım. Öğrencinin anlatılan dersi veya çalıştığı konuyu sınav anında veya soru çözümlerinde kullanmak istediğinde o konuyu sanki hiç görmemiş gibi hatırlayamaması hali, kesin unutma durumunun yaşandığı anlamına gelir. Öğrencilerin konuları kesin unutmasında başlıca şu faktörler etkili olmaktadır: 1) Yorgun iken dinlenilen derste anlatılanlar ve yorgun çalışılan konular çabuk unutulur. Bu nedenle derse gitmeden önce iyi bir uyku ve ders çalışmadan önce iyi bir dinlenme hem öğrenmeyi hızlandırır hem de unutmayı engeller. 2) Kısıtlı bir zaman dilimine sıkıştırılarak yapılan çalışmalarda, uzun süreli hafıza açık olmadığı için unutma gerçekleşir. 3) Defterde veya kitapta var olan bilgiyi, hiçbir düşünce, değerlendirme ve de anlamlandırma çalışması yapmadan, aklımıza kaydetmeye çalışmamız durumunda, sadece kısa süreli hafıza açık olacağı ve yine uzun süreli hafıza kapalı olacağı için bu çalışmada elde edilen bilgiler de çabuk unutulacaktır. 4) Çalışmalar anında, çalışılan konunun kavramları ve ilkeleri saptanıp, bunların birbirleri ile olan farklılık ve benzerliklerinin öğrenilmemesi durumunda, öğrenilen bilgiler hafızada tutunacak yer bulamaz ve hafızamızdan kayıp gider. 5) Çalışılan konunun önceki konularla olan benzerliklerinin saptanıp bunlara dikkat edilmemesi unutmayı hızlan... Devamı

H.T.EGiTiMKOÇU PRATiK DERS ÇALISMANIN ONDÖRT KURALI

2014-02-24 09:04:00

                                  PRATiK DERS ÇALIŞMANIN ONDÖRT KURALI 1. SADECE DERS DİNLEMEKLE ÖĞRENME GERÇEKLEŞMEZ Öğrenci ders dinlemekle, kullanılması, yani işlenip ürün haline getirilmesi gereken bilgileri sözcük düzeyinde hafızasına geçici olarak kaydeder. Öğrencinin dersi derste öğrenemeyeceğini, bütün öğretmenler ve anne-babalar çok iyi bilmek zorundadır. Ders derste değil, dersten sonra yapılacak olan doğru çalışma yöntemleri ile öğrenilir. Özellikle öğrenciler bugün yoğun bir şekilde yaşadıkları sınav telaşesi ve koşuşturması içerisinde, dersten derse koşmakta ve kendi başlarına evde ders çalışacak zamanı bulamamakta. Bulanlar da öğrenme çalışması yapamamakta, ezber nitelikli tekrarlara başvurmaktadır (1). Şöyle düşünelim öğrenci bir hafta içerisinde diyelim ki açıları, önce okulda DİNLİYOR, sonra dershanede DİNLİYOR, sonra dershanedeki grup etütünde DİNLİYOR, sonra dershanede birebir etüt alıp yine açıları DİNLİYOR, olmadı bir de özel ders hocasından DİNLİYOR. Yani öğrenci bir konuyu, tam beş kez dinliyor ve bu beş kez dinleme eyleminde sadece öğretmen ve kullanılan sözcükler değişiyor. Bütün bunların sonucunda öğrenci sözcük düzeyindeki bilgileri geçici olarak hafızada tutuyor. Bu ders dinleme silsilesinin sonucunda öğrenci girdiği sınavlarda açılardan gelen soruları yanıtlayamıyor ve “bütün çabasına rağmen öğrenemeyen, kapasitesi eksik” öğrenci damgasını haksız olarak yiyor. Oysa öğrenci dersi dinledikten sonra, mutlaka evde kendi kendine defterde yazılanlara çalışıp, o bilgilerin üzerinde d&uum... Devamı

H.T.EGiTiMKOCU SINAV KAYGISINDAN KURTULMA YÖNTEMLERi 2.devam

2014-02-16 23:41:00

              SINAV KAYGISINDAN KURTULMA YÖNTEMLERi 2.(devami)   e. Önemli noktaların tespit edilmesi:     Önemli noktaların tespit edilmesi için gereken yerlerin:                        1 - Altı çizilmeli,     2-Kısa notlar alınmalı,     3-Konunun ana hatları çıkarılmalıdır.     Not alma demek, konuşulanı her kelimesiyle yazmak demek değildir. Dinlemek, düşünmek ve özetini ilgili deftere kaydetmek demektir. Bunun için bir not defteri bulundurulmalı ve çok yazmak yerine özünü düzgün bir şekilde yazma alışkanlığı kazandırılmalıdır.     f. Hatırlama, özetleme ve tazeleme:     Çalışma bittikten sonra konu üzerinde düşünülmeli, öğrenilenlerin bir özeti yapılmalı, eski öğrenilenlerle ilişki kurulmalı ve ana hatlarıyla gözden geçirilerek bilgi tazelenmeli;  böylelikle  değerlendirmeye  yer  verilmelidir. Okullarımızda üzerinde az durulan özet çıkarma, öğrencilerin, zihinde köklü bir şekilde kalmasını sağlayan tekrarlamak hem de yeni çalışmalara yöneltmek için kullanılmalıdır. Böylelikle bir önceki ders bir sonraki derse bağlanıp, gittikçe genişleyen bir görüş sağlanmalıdır.     Özetle, konunun ana fikri, önemli fikirleri ve kuralları yer almalı; sonuçlar daima deftere ya da ödev kağıdına not edilmelidir.     g. Çalışmanın desteklenmesi:     Çalışma çeşitli kaynakların,     1) İlgili kısmı ile... Devamı

H.T.EGiTiMKOCU SINAV KAYGISINDAN KURTULMA YÖNTEMLERi 1.Sayfa

2014-02-16 23:39:00

         SINAV KAYGISINDAN KURTULMA YÖNTEMLERi 1.Sayfa   Sınav bir bilgi ölçümüdür. Öyleyse sınavda önemli olan, gerçek bilgimizin eksik ölçülmesine neden olabilecek etkenlerden sıyrılmaktır. Öncelikle daha sınava hazırlanmaya başladığımız andan itibaren, çalışma boyunca ve sınav süresince ‘sınav kaygısından’ kurtulmak gerekir. Belki kaygı motivasyon açısından biraz varan dahi olabilir. Ancak aşırı kaygı başarısızlık getirir.        Bunu için: Sınav başarısını, bir kişilik başarısı olarak görüp tanımını çarpıtmamalı. Çalışmaya rağmen yetersiz olunacakmış gibi bir endişeye kapılmadan, çalışmakla başarılabileceği özgüvenini taşımalıdır. Çok çalışmakla beynin dolduğu vehmine kapılmamalıdır. Aşırı gerginlik, huzursuzluk, endişe, sıkıntı gibi kavramlardan sıyrılıp rahat olmayı sağlamalıdır.   Çalışırken dikkatin dağılması, unutkanlık ve bilgilerin karıştırılması telaşlarından da silkinmelidir.     Zamanın boşa ya da hızlı geçtiği düşüncesiyle telaşlanmamalıdır. Daha önce de başaramamıştım, yine başaramayacağım endişesine kapılmadan, başarabilirim özgüvenini taşımalıdır.     Başarısızlığın da bir facia, mahvoluş şeklinde büyütülmemesi; başarıya bir mahkumiyet gibi şartlanılarak gerçeklikten uzaklaşılmaması gerekir. Buna benzer kaygıların farkında olmayabiliriz. Bu kaygıların vücudumuzda bazı belirtilen olabilir. Kan basıncının artarak kalbin hızla atması, sık veya kesik nefes alış veriş, vücut ısısının artması ya da düşmesi, mide krampları, terleme, baş ağrısı gibi etkilenmeler meydana gelebilir.     Sınav kaygısıyla baş edebilmenin yolları: Aklımızdan çıka... Devamı

H.T.EGiTiMKOCU BASARIYI GETiREN KiŞiSEL MOTiVASYON TEKNiKLERi 2.

2014-02-16 03:17:00

BASARIYI GETiREN KiSiSEL MOTiVASYON YÖNETiMi TEKNiKLERi(devami) 55. Feng Shui felsefesine kulak verin      “Rüzgar” ve “su” olarak dilimize çevrilen feng shui, insanı ve kaderini, doğal ya da insan yapısı olsun, kozmik ya da yerel olsun, yaşadığı ortamla birbirine bağlayan bir “eko-sanat”tır. Kökeni binlerce yıl öncesine dayanan bu Çin felsefesinin amacı binaları, odaları ve mobilyaları doğayla en yüksek uyumu sağlayacak en verimli biçimde düzenlemektir. Çoğumuz bir yere girdiğimizde buradan hoşlanmayız ya da başka bir yere girdiğimizde kendimizi mutlu ve pozitif enerjiyle dolmuş olarak hissederiz. Feng shui çevremizdeki hangi unsurların bizim kendimizi kötü ya da iyi hissetmemize neden olduğunu tanımlamaya çalışır. Örneğin bu felsefeye göre sırtınızı kapıya dönerek çalışıyorsanız, birinin içeri girebileceğini ve yaptığınız işi bölebileceğini düşünürsünüz. Bunun sonucu olarak, etkinliğiniz ve üretkenliğiniz azalır. Bununla ilgili feng shui uzmanı S. Rossbach’ın getirdiği bazı önerileri şu şekilde sıralayabiliriz: Çalışma masasının, oda kapısını görecek şekilde (kapının çapraz köşesine) yerleştirilmesi, yüksek derecede konsantrasyon ve kontrol sağlaması ve en geniş görüş açısına imkan tanıması açısından faydalıdır. Eğer masa kapının çapraz köşesine konulamıyorsa, içeri girenleri görebilecek bir ayna asmalısınız. Arkanızda iç pencereler olmamasına dikkat edin. Kapıya yakın oturmak, kişinin işini iş gününün bitmesinden önce bırakmasına ve fazla çalışma yapmaktan kaçınmasına neden olur. Bu kişiler kapıya gereğinden fazla dikkat ederek, sürekli dışarıya çıkmayı düşüneceklerdir. Yine ka... Devamı

H.T.EGiTiMKOCU BAŞARIYI GETiREN KiSiSEL MOTiVASYON TEKNiKLERi 1.

2014-02-16 01:52:00

                 BAŞARIYI  GETiREN    KiSiSEL MOTiVASYON YÖNETiMi TEKNiKLERi     1. Her seferinde bir adım atın      Bazı zamanlar işler gözümüzde o kadar büyür ki bir türlü bu işe başlayamayız. İşin tümünü bir kere de bitirmektense, bebek adımlarıyla adım adım gitmek bize bir rahatlık sağlar. O koca kitabın bitmesini düşünürseniz, hiçbir zaman başlayamazsınız. Önce ilk sayfa, sonra bir sonraki beş sayfa ve en sonunda kitabın tümü. Ama önce ilk adımı atmak için istekli olmazsak, son noktaya ulaşamayız.   2. Hoşlanmadığın bir işi, sevdiğin zamanlarda ve ortamlarda yapın      Belki de hayatımız boyunca yaptığımız şeylerin çok azını zorunlu olmadan yapıyoruz. Bu durumda, enerjinizin ve moralinizin yüksek olduğu bir ortamda ve bir zamanda, o sıkıcı işi aradan çıkarmak gün boyunca kafamızı meşgul etmesinden kat ve kat daha iyidir.   3. “80/20” Pareto ilkesi’ne önem verin      İtalyan ekonomist Vilfredo Pareto yaşadığı dönemde ilginç bir ilişkinin varlığını gözlemlemişti. Ülke topraklarının ve mal varlıklarının yüzde 80’ine, nüfusun yüzde 20’si sahipti. Günümüzde de geçerliliğini koruduğu düşünülen bu kuralın motivasyon yönetimi açısından anlamı açıktır. Sarfettiğimiz çabanın sadece % 20’si tüm sonuçlarının % 80’ini etkilemektedir. Doğru işleri yapmak ve işleri doğru yapmak aldığımız sonuçların etkinliğini belirlemektedir. Doğru işleri yapmak hedeflerimizi doğru şekilde belirleyip, bu doğru hedeflere yönelik kaynakların aktarılması sayesinde olabilecektir. Siz de işlerinizden hangi %20’lik kıs... Devamı

H.T.EGiTiMKOCU BAŞARI YÜREKTE SAKLI

2014-02-14 12:45:00

                         BiR HiKAYE                         BOZUK SiMiT PARALARI VE CENNET Gunun son dersinin sonuna gelinmisti. Ogrenciler cikmak icin sabirsizlaniyordu. Defter ve kitaplarini cantalarina koydular. Zil calar calmaz, disari cikmak icin hazirdilar. Yalniz, Ali hazirlanmamisti.Gecikmek icin de elinden geleni yapiyordu.Nihayet zil caldi. Ogrenciler bir anda kapiya yoneldi. Ali, yerinden kalkmadi. Agir agir esyasini topladi. Bir yandan goz ucuyla ogretmenine bakiyor, bir yandan da arkadaslarinin gitmesini bekliyordu. Ogretmeni, onun bu hâlini fark etti: - Hayrola Ali, dedi. Eve gitmeyecek misin? Ali, son arkadasinin da ciktigini gorunce cevap verdi: - Sizinle konusmak istiyordum ogretmenim. - Peki, dedi ogretmeni. Ne soyleyeceksin bakalim? - Ahmet arkadasimiz var ya… - Evet, ne olmus Ahmet'e? - Durumlari pek iyi degil galiba. Annesi, beslenme cantasina pekiyi seyler koymuyor. - Ee? - Ona yardim etmek istiyorum. Ama benim yardim ettigimi bilirse uzulur. Gunde bir simit parasi biriktirip her hafta size versem, siz de ona verseniz? Cebinden bir avuc bozuk para cikarip ogretmenin masasinin uzerine koydu. Nurhan Ogretmen, paraya dokunmadi. Sandalyesine oturup dusundu.Ali hakkindaki bilgilerini yokladi. Bildigi kadariyla ailesinin durumu pekiyi degildi. Bu caliskan ve sevimli ogrencisi, ne kadar da iyi niyetli ve dusunceliydi. Zengin bir ailenin cocugu degildi. Buna ragmen yardim etmek istiyordu. Ustelik yardim ettiginin bilinmesini istemiyordu. Nurhan Ogretmen: - Dur bakalim Ali, dedi. Bildigim kadariyla sizin de maddî durumunuz pekiyi degil. Yanlis mi biliyorum? - Dogru biliyorsunuz ogretmenim. Babam gundelikci. Cogu zaman is bulamiyor. Ama ben de calisiyor, para kazaniyorum. - Nerede calisiyorsun? - Simit satiyorum. Nurhan Ogretmen yine durup dusundu. Iyiligin bu ka... Devamı